Türk
Dilinin Öğreniminde Terim Sorunları
C.R.RÜSTEMOVA
Türk dili eğitiminde
karşılaştığımız engellerden biri gramer açısından bazı
sorunların hala çözülmemesidir. Şimdiye kadar Türk dili ile uğraşan
bilginler bazı terimleri kesin olarak belirlememişlerdir. Örnek
olarak ortaçlarla eylemlerden türeme sıfatları söyleyebiliriz.
Dilcilik edebiyatında onların aynı mefhum olmadığı yazılıyor.
Yani, ortaçlarla eylemden türemiş sıfatların benzer ve aykırı
nitelikleri var. Söz konusu terimlerin özellikleri şunlardır: 1)
Ortaçlar hareketle ilgili alamet ve nitelik belirtir, hareket bitince
alamet bildiremez. Ör.: okuyan çocuk, çalışan adam, uyuyan hasta
vs. 2)
Ortaçlarda eylem çatıları mevcuttur, yani, onlar etken ve edilgen
olabilir. Ör.: yazılmış mektup, yıkanmış elbise, yapılmış iş
vs. 3)
Ortaçlar olumlu ve olumsuz olabilir. Ör.:Yapılan tedavi-yapılmayan
tedavi, deyilecek söz- deyilmeyecek söz, görülmüş olay-görülmemiş
olay vs. 4)
Ortaçlar zamanı yansıtabilir, yani yapılan iş belli bir zaman içinde
vuku bulmaktadır. Ör.: yazılmış kitap (geçmiş zaman)- yazılan
kitap (şimdiki zaman)- yazılacak kitap (gelecek zaman)- yazılır
kitap (geniş zaman). Eylemden
yapılan sıfatlarda ise hareketle bağlı nitelik gözükmüyor, yani
nitelik hareket olsa da olmasa da nesnenin kendisindedir. Mesela: “Çalışkan
çocuk” (çalışmasa, uyusa bile çocuğun çalışkan olması çocuğun
niteliğidir), kaygan yer (kaymak işi yolun özelliğidir). Eylemden
yapılan sıfatların olumsuz biçimi olamaz, yani çalışkan-çalışmakan,
alışkan-alışmagan demek imkansız. Eylemden yapılan sıfatların
zamanla ilgisi gözükmüyor, oysa alamet onun daimi özelliğidir. Türk
dilinin iyi öğrenimi için bağlaç ve ilgeçlerin sınırının
belirlenmesine büyük ihtiyaç vardır. Mesela, hatta öğretmenler
bile, “da”*
bağlacı ile “da”**
ilgeçlerini farklandırmakta zorluk çekiyorlar. Zannediyoruz ki, söz
konusu anlaşılmazlığı gidermek için tümcenin anlamına dikkat çekilmelidir.
Mesela: “Ben de öğrenciyim.” cümlesinde “de” bağlaçtır;
yani, öğrenciler arasında bulunanlardan biri benim. Adı geçen cümlede
“de” katılma anlamı bildirilmektedir. “Gel
de, neyi bekliyorsun?” - tümcesinde “de” bağlaç olamaz, burada
“de” ilgeçtir ve cümlenin anlamına kuvvet, entonasyonuna emir
anlamı getiriyor. Türk
dilinin gramerinin eğitimi için adı geçen problemin giderilmesi için
çaba harcamaktayız. Türk
dilinde ilgi çeken konulardan olan bağlaçların gramer açısından
anlamını, morfoloji bakımdan yapısını ve sintaktik fonksiyonunu
belirtmektir. Çağdaş Türk dilinde gramer anlamından öyle bağlaçlar
var ki, onlarda öbür sözcüklerden ayrılma tam bitmediğinden
kendilerinde sözcük anlamlarını muhafaza etmiştir. Not olarak hatırlatalım
ki, Türk dilinde bağlaçların sınıflara ayrılması işini XIX. yüzyılın
ünlü bilgini Mirze Kazım bey görmüştür. Son zamanlar Türk diline
dair yapılan araştırmalarda bağlaçların yanlış yorumuna rastlıyoruz. Çağdaş
Türk dilinde bağlaçların anlam bakımından araştırılması XVIII.
yüzyıldan, P.Holderman’dan başlar. Adı geçen bilgin Türk dilinde
mevcut olmuş bağlaçları anlam bakımından yedi gruba bölmüştür.
P.Holderman ilgeç ve ara sözleri de bağlaçlar grubuna dahil etmiştir.
Azerbaycanlı bilgin F.Zeynalov bu barede geniş yazmıştır. Rus
bilgini A. Kononov çağdaş Türkçe’de bağlaçları fonksiyonel açıdan
iki bölüme ayırmıştır (bağımsızlık ve bağımlılık bağlaçları).
Onun fikrine göre, bağımsızlık bağlaçları soydaş öğeler, bağımsız
bileşik tümcelerde sentaktik ilişki yaratmaya yarar ve böyle bağlaçlar
anlamında ulama, ayırtlama, salt, karşıtlama, paylaşma vb. kısımlara
bölünür. A. Kononov bağımlı bileşik tümcelerin taraflarını-
temel ve yan tümceleri bağlayan “ki, çünkü, zira, ta ki, eğer,
şayet” vb. bağlaçların anlam özelliklerini farklandırmamıştır.
Böyle düşünmek olasıdır ki, A.Kononov, bağlaçların bir kısmını
anlam bakımından ayırsa da, öbür kısmını farklandırmıyor. Bir
özelliği unutmayalım ki bağlaçların çok taraflı tesnifini vermek
gayet zor bir iştir. Onların farklandırılması için tümcede taşıdığı
görevi belirlemek gerekiyor. Fikrimizi ayrı ayrı bağlaçlarla aydınlatalım.
“Ve” bağlacı, çağdaş Türk dilinde çok işlenen bağlaçlardandır
ve tümceler arasında bağımsızlık ilişkisini sağlar. Söz öbekleri
ve tamlamalar arasında ulama bağlacı görevinde bulunur. Mesela: Asker
ve komutanlar arasında bir fark kalmadı. Düşman tarafından atılan
mermi ve kurşunlar kimseyi korkutmuyordu. Yıpranmış mektupları bir
daha okudu ve çocukluğu geldi hatırına. Altın gagalı beyaz martılar
deniz kıyısınca uçuyor ve ansızın kahkahalarla çığırışıyordu. Çağdaş
Türk dilinde karşıtlama bağlaçları olan “ama, fakat, lâkin”e
çok rastlanmaktadır. Bu bağlaçlar azıcık farklarla öbür Türk
dillerinde de kullanılmaktadır. Adı geçen bağlaçlar bağımsızlık
anlamı taşır. Türk dilinde bağımlı bileşik tümcelerde daha çok
“ki, çünkü” bağlaçları kullanılıyor. “Ki” bağlacı
konusunda çeşitli fikirler mevcuttur. Bilginler “ki” bağlacının
“kim” sözcüğünden türediğini söylemektedirler. “Ki” bağlacı
tüm tümce öğeleri ile yapılan yan tümceleri temel tümceye bağlayabilir.
Mesela: “Belli
ki, kaymakam efendi yarın gelecek.” “Denildi ki, bir hafta
tatildir.” (özne yan tümcesi); “Görevimiz budur ki, size hizmet yapak.” “Ricam
budur ki beni mezur tutun.” (yüklem yan tümcesi); “İstemişti ki, köye gitsin.” “Unutmuştu ki, yarın
iş yok.” (tümleç yan tümcesi); “Bir kitap ki, kimse okumadı.” “Bir çocuk ki, dünyanın
yaramazı.” (belirten yan tümcesi); “Ağladı ki, ondan habersiz gitmişim.” “Sevindi
ki, gelmişim.” (Neden yan tümcesi) vs. Çağdaş Türk dilinde “ki”
bağlacı kimi zaman öteki sözlerle birlikte kullanılarak bileşik bağlaç
yaratabilir: Öyle ki, nasıl ki, gerçi ki, eğer ki vs. Türkçe’de kullanılan
“yoksa” bağlacı kendi fonksiyonuna ve özelliklerine göre bağımlılık
ve bağımsızlık bağlaçlarına ait olabilir. “Yoksa” bağlacı
aynı zamanda basit tümcenin soydaş öğelerini de bağımlı bileşik
tümcenin öğeleriyle birleştirebilir. Mesela: “Ey yolcu. Uyan,
yoksa çıkarsın ki sabaha. Verebileceğin borçları düşün, yoksa
veremeyeceklerini mi merak ediyorsun?” Not
olarak hatırlatalım ki, H.Hacıeminoğlu “yoksa” bağlacını bağlama
ilgeci gibi kabul etmiştir. Onun fikrince, yoksa bağlacı “müspet cümle
ile bir menfi cümleyi bağlar. Yahut, bir hükmün belli bir şarta bağlı
olduğunu bildiren cümleye bağlar. Çağdaş Türk dilinde “aksi
takdirde” bağlacına bilakis, “aksi
halde” şeklinde de rastlanıyor. Her üç hal de şart anlatır.
Mesela: “Dediğim saate gel, aksi halde beklemem, giderim. Beni dinle
ve ne dersin söyle.” Karşıtlama
bağlaçları “madem, madem ki, şimdi ki, herçend ki” yan tümceyi
temel tümceye bağlar. Mesela: “Madem ki, ey adlı ilahi, yakacaktın,
yaksaydın a melunları, tuttun bizi yaktın.” “Madem ki hakkın
bize vâd ettiği haktır, milletimin fecri yakındır, doğacaktır.” Çağdaş
Türk dilinde karşıtlama belirten “herçend” bağlacı yaranışına
göre Fars kökenlidir ve Türk dilinde şimdi az kullanılmaktadır.
Onunla anlamdaş olan “mamafih, rağmen” bağlaçları daha çok
kullanılır. Türk edebiyatında rastlayabildiğimiz örneklerde “herçend”
bağlacı “ama, fakat, lâkin, leyk” bağlaçları ile birlikte
kullanılmıştır. Mesela: “Herçent ki, deniz kıyısı
kalabalıktı, ama ses işitilmiyordu.” “Ki”
bağlacının kökeni konusunda aykırı fikirler söylenmektedir. Bir kısım
dilci adı geçen bağlacın Türk diline ait olmadığını, onun Fars
dilinde geçtiğini söylemiştir. Başka bir grup ise “ki” bağlacının
Türk sözcüğü olduğunu iddia etmiştir. Türk dilinde kullanılan
bağlaçların bir grubu tümcelerde aydınlaştırma, yani açıklama
anlamında bulunur. Bunlara örnek olarak “yani, demek ki, öyle ki,
başka bir deyimle, daha doğrusu” bağlaçlarını gösterebiliriz.
Mesela: “Herkes üşüyor, yani soğuktur. Kış gelmiş, demek ki çiftlikte
iş yok.” Bağlaçların
yapı bakımından çeşitlerine gelince, söylemeliyiz ki, onları
basit, türeme ve bileşik adlanan gruplara bölebiliriz. Not olarak hatırlatalım
ki, kimi dilci uzmanlar Türk dilinde bağlaçların yapı bakımından
beş yere bölündüğünü söylemiştir. Bu bağlaçlara öbekleşmiş
ve tekrarlanmış bağlaçları da eklemişlerdir. Fikrimizce,
“ya da, hem de, farzet ki, o takdirde, bundan dolayı, bunun üzerine,
aksi takdirde, başka bir deyimle, bu nedenle, hiç değilse, ne
bileyim, ne de olsa, kaldı ki,
nasıl ki, bununla birlikte, her ne kadar olsa” bağlaçlarını öbeklemiş,
“ne... ne, hem... hem, ya... ya, ister..., de... de,
gerek...gerek, kâh... kâh, kimi... kimi” bağlaçlarını tekrarlanmış
bağlaç adı altında bağımsız bağlaç grubuna bölmek lüzumu
yoktur, bileşik bağlaçlar onların ikisini de kapsayabilir. Çağdaş
Türk edebi dilinde kullanılan basit bağlaçlara “ve, de, yani, meğer,
ki, bile, eğer, ama, fakat, bari, hatta, zira, şayet, lâkin, madem
vs.” ait olabilir. Türemiş
bağlaçlara “üstelik, ancak açıkçası, kısacası, anlaşılan,
gerçekten, böylece, ayrıca vs.” ait olabilir. Bileşik
bağlaçlara “öyle ki, nitekim, veya, madem ki, halbuki, yoksa,
sanki, oysa, öyleyse, neyse vs.” ait olabilir. Çağdaş Türk
dilinde kullanılan bağlaçların kökü çeşitlidir ve onların bir kısmı
daha işlektir. Kimi bağlaçların kullanılması kişisel özellik taşır
ve hatta Türk dilinin yazım kılavuzunda belirli şekilde tespit
olunmamıştır. Çağdaş
Türk dilinde alternatif anlamlı bağlaçlar da kullanılmaktadır. Bu
biçimden olan bağlaçlara örnek olarak “bir, bir bir, kim kimi,
biri öbürü, bazan bazan, kâh kâh vs.” bağlaçları dahil
edilebilir. Mesela: “Bir bana tebessüm ediyor, dudaklarından latif sözler
irad eder, bir de inat gösterir. Kâh geler, kâh gedir gonça başına,
akıdır dideden yaşını bülbül.” Çağdaş
Türk dilinde bağlaçların tümce içinde görevini ve fonksiyonunu göz
önünde bulundurarak şöyle söyleyebiliriz ki, onların dilimizde on
bir nevi vardır: 1)
birleştirme
(ve,ile,la, le, hem de, ister, isterse, gerek) 2)
farklandırma
(ya da, ve yahut, veya) 3)
karşılaştırma
(ama, fakat, lâkin, yalnız ancak) 4)
alternatif
(bir, kimi, biri öbürü, bazan bazan, kâh kâh) 5)
kuvvetlendirme
(de, hatta, bile, hem de, zaten) 6)
aydınlaştırma
(yani, demek, öyle ki, daha doğrusu) 7)
güzeşt
(gerçekten, oysa, halbuki, nitekim) 8)
sebep
(çünkü, bundan dolayı, bunun için, bu sebeple) 9)
ardıcılık
(buna göre, bunun üzerine. o zaman) 10)
amaç
(için, diye, ki, taki) 11)
şart
(şayet, illa, yoksa, aksi halde) KAYNAKÇA 1.
R.
Rüstemov. Çağdaş Türk dilinde yardımcı sözler. Bakü, 1996. 2.
A.Elöve.
da/de üzerin Bazı Düşünceler. TDD No:73, 1957. 3.
T.Tantekin.
da/de Bağlacının Türeyişi. TDD No:74, 1958. 4.
F.Zeynalov.
Çağdaş Türk dillerinde yardımcı sözler. Bakü, 1971. 5.
H.Hacıeminoğlu.
Türk Dilinde Edatlar. İstanbul, 1974. 6.
T.
Gencan. Dil bilgisi. İstanbul, 1951. 7.
Türk
dili. Aylık Dil ve Edebiyat Dergisi, No: 199, 1968. 8.
N.Baskakov.
Türk dillerinin tarihi-tipoloji morfoloji. M., 1979 (Rusça) 9.
A.Şerbak.
Türk dillerinin mukayeseli morfolojisi. M., 1987, (Rusça). |